10/11/2016
Gazi Paşa'yı yalnız bugün anan ve bu anmayı törensel buluşmalarda hatırlama etkinliği haline getirenler, Atatürk'ü belirli günlerde hatırlayabilen unutkan tembellerin işidir. Onun yokluğunu yaşayanlar maalesef ki onu kaybedenlerdir.
Duygusal özlemler dışında Atatürk'ün yokluğunu çaresizlik olarak yansıtanlar yalnızca onu anlamayanların işidir.
"Sakın kurtarıcı bekleme,yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım.." sözünü söyleyebilen bir lidere olan bağlılık, çaresizlik içerisindeki bir bekleyişle sağlanamaz. Sağlanamayacağı gibi onun hatırası ve beklentisine karşı gerçekleştirilen büyük bir ayıp olur.
Kuvayi Milliyeci demek, her yerde Atatürk ile yaşayabilen, onun "yokluğu" metaforunu anlayamayan emek ve bilim savaşçısı demektir.
10 Kasım bizlere hatırlamak için değil, hatırlatmak için vardır.
Biz onunla Manastır'daydık, Şam'da birlikte hapis yattık, Conkbayırı'ndaydık, fotoğraftaki gibi Trablusgarp Derne'deydik gerilla olmayı öğrendik, Diyarbakır'da yanındaydık Muş'u birlikte kurtardık Rus'tan... En son Dolmabahçe'deydik ağacın bütün yaprakları olarak.
Bugün O, bizimle, her yerde.